SİNDİRİM SİSTEMİ RAHATSIZLIKLARINDA BESLENME: BAĞIRSAKLAR (2. BÖLÜM)

   Sağlıkla Beslen’in bugünkü konusu malum. Tabi Beslendik’i takip ediyorsanız. Önceki yazımızda sindirim rahatsızlıklarından bahsediyorduk, eksik kalmıştı. Daha doğrusu yazıyı uzatıp sizi sıkmamak adına bilinçli olarak eksik bırakmıştım. Mini bir seri haline gelen sindirim sistemi rahatsızlıklarının birinci bölümünde özefagus ve mide rahatsızlıklarından bahsettik. Bugün de bağırsakların sorunlarından bahsedeceğiz. Ne dertleri var bi bilseniz. Şaka şaka, onların değil bizim dertlerimizden bahsedeceğiz. Kabul etmek lazım insanoğlu en çok bu bağırsaklardan çekiyor. Sonuçta insan bir depolama aracı değil ve sürekli yediklerimizi boşaltıp yenilerini yediğimiz bir döngü içerisindeyiz. Durum böyle olunca bağırsaklara çok iş düşüyor. Resmen boşaltmamız onun elinde. Bir gün “çalışmıyorum ben” dese başlıyoruz kıvranmaya. Kiminizi çok tiksindirecek bir giriş yaptım, farkındayım. Ben de böyle olsun istemezdim ama gerçek bu. Bir de açıkçası başka bir giriş bulamadım. Neyse, zaten konu uzun. Ben sizi burada çok tutmayayım.

 

CROHN’DA BESLENME

İlk bağırsak rahatsızlığımız Crohn hastalığı. İdiyopatik bir inflamatuvar hastalıktır. Tıbbın bu kadar ilerlemesine rağmen inflamatuvar hastalıkların iki temel formu olan Crohn hastalığı ve birazdan bahsedeceğim ülseratif kolitin tam olarak neden olduğu ve niye bizi seçtiği bulunamamıştır. Ancak yine de oluşmasında birden çok faktörün olduğu bilinmektedir. Crohn aslında ağızdan anüse kadar her yeri tutabilen bir hastalıktır. Hastaların büyük bölümünde, kronik diyare, steatore (yağlı dışkılama), iştahsızlık, ateş, karın ağrısı ve şişkinliği, gaz, anemi, melena (dışkıda kan görülmesi), yorgunluk ve eklemlerde bozukluklar görülür. Tabi besin alımının azalıp kayıpların artmasına bağlı olarak da malnütrisyon görülebilir.  Buna ek olarak kolon tutulumu söz konusu ise, elektrolit yetersizliği, distal ileum tutulmuşsa safra tuzları, yağ ve yağda eriyen vitaminlerin emiliminde bozukluk, ileum 90 cm’den fazla fonksiyon kaybına uğramış ise, B12 vitamini emilim bozukluğu görülebilir. Beslenme tedavisi ise daha çok kayıpları karşılama yönünde. Sıvı ve elektrolit eksikliklerini karşılama ilk aşamadır. Bu süreçte bağırsakların dinlendirilmesi ve bireyin yeterli-dengeli beslenmesini sağlamak için total parenteral ya da enteral beslenme tedavisi uygulanabilir. Hastada bulgular düzelmeye başladıktan sonra ağızdan beslenmeye geçilir ve diyet ilkesi olarak yüksek enerjili, bol proteinli , az posalı, az yağlı ki bu az yağın çoğu MCT denilen orta zincirli yağ asitlerinden olmalıdır, vitamin-minerallerden zengin bir beslenme programı hazırlanır. Ayrıca önemli bir ilke olarak acı, baharat, koyu çay ve kahve, çok soğuk ya da çok sıcak besinler ve çiğ meyve-sebze tüketiminden kaçınmak gerekir. Son olarak da mısır, buğday, pirinç, turunçgiller ve süt/süt ürünleri bazı hastalarda semptomları arttırabilmektedir, aklınızda olsun.

 

ÜLSERATİF KOLİT

Ülseratif kolit kolonun ve rektum mukozasının enfeksiyonel bir hastalığıdır. Genelde genç erişkin ve orta yaş grubunda görülür. Crohn’da da yeri gelmişken dediğim gibi idiyopatiktir yani nedeni tam bilinememektedir. Ama etki eden birden fazla faktörden birinin de genetik olduğu biliniyor. Rektal kanamalar, devamlı ishaller, şiddetli karın ağrısı, karında şişme, ateş, halsizlik ve huzursuzluk gibi belirtiler gösterebilir. Beslenme planında tabi ki önceliğimiz bireyin durumudur ama genel olarak yüksek enerjili, bol proteinli (boldan kastım %15’ten %20’ye kadar çıkılabilir) , az posalı ve az yağlı ve vitamin-mineralden zengin bir beslenme planı oluşturulabilir. Yağ türü olarak yine MCT’lerin olduğu gibi omega-3 yağ asitlerinin de olumlu etkileri görülmüştür. Bu yüzden de balık tüketimi arttırılmalıdır. Ama asıl dikkat çekeceğim nokta az posalı diyet önerilmesi. Bildiğiniz üzere çoğu sebze önemli birer posa kaynağı. Bu durumda sizin sadece haftada 2 gün sebze tüketmeniz gerekmektedir. Yalnız sebze dediysem her sebze değil maalesef. Sebze tercihlerinizi patates, havuç, kabak, fasulye ve ıspanaktan yana kullanmanız ülseratif kolit diyeti için çok önemlidir. Bu sebzeler dışındaki bütün sebzelere ek olarak tam tahıllı ve posası yüksek besinler, süt, koyu çay-kahve, limonata, gazlı içecekler, kızartılmış etler ve işlenmiş et ürünleri yasaktır.

 

İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU

İrritabl bağırsak sendromu ya da kısaca İBS herhangi bir organik nedeni olmadan o an devam eden stres ve duygusal gerilim sonucu sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kendini karın ağrısı ya da bozulmuş bağırsak hareketleriyle belli eder. Bu bazen aşırı gaz çıkışı da olabilir, günler süren konstipasyon da… Eğer sizin de böyle şikayetleriniz varsa teşhis koymak için yaptırdığınız laboratuvar testleri sonuçsuz kalacaktır çünkü bu hastalık herhangi bir biyokimyasal bulgu vermez. Ancak ağrının defekasyonla yani boşaltımla geçmesi bir işaret kabul edilir. İBS’nin sigara ve alkol kullanımı, stres, posadan fakir beslenme, enfeksiyonlar, bazı besinlere intolerans ve öğün atlayıp birden çok yeme gibi sık karşılaşılan tetikleyicileri vardır. Çözüm ise beslenmeden geçiyor.O yazımıza da burdan ulaşabilirsiniz; Düşük FODMAP diyeti.

 

KISA BAĞIRSAK SENDROMU

Geldik emilimdeki sorunlara yani ince bağırsağa. KBS herhangi bir hastalık ya da yaralanma durumunda ince bağırsağın büyük bir bölümünün alınması sonucu oluşur. İnce bağırsağın büyük bir bölümü alınınca doğal olarak emilim yapacak alan da azalıyor ve besinler yeterince emilemeden kalın bağırsağa geçiyor. Ve bunun sonucunda kaçınılmaz olarak diyare ve steatore gelişiyor. Tabi bununla beraber dehidratasyon ve elektrolit bozuklukları, malnütrisyon, kalsiyum eksikliğine bağlı osteoporoz, B12 yetersizliği, demir eksikliğine bağlı anemi, K vitamini eklikliğine bağlı pıhtılaşma bozuklukları ve yağda çözünen vitamin eksiklikleri görülebilir. Beslenme tedavisinde amaç malnütrisyonu ve yetersizlikleri ortadan kaldırmak olduğu için ameliyatı takip eden günlerde total parenteral beslenme uygulanabilir. Geride ne kadar ince bağırsak kaldığına ve kolonun durumuna göre enteral beslenme de uygulanabilir. Değerler normale döndükten ve oral alım başladıktan sonra kalori ve posa hastanın tolere edebileceği kadar verilmelidir. Laktoz intoleransı gelimişse süt ve ürünleri kısıtlanmalıdır. Hasta tolere edemiyorsa yüksek posalı sebze ve meyvelerle birlikte tam tahıllar diyetten çıkarılmalıdır. Yüksek yağ içeren kızartmalar, işlenmiş et ürünleri, sakatatlar ve yüksek enerjili besinler (işte gazlı içecekler, tahin, pekmez, çikolata filan) de diyetten çıkarılmalıdır. Diyet çok önemlidir çünkü KBS hayatı tehdit edebilen yıkıcı bir hastalıktır.